14 Aralık 2010 Salı

Kayboluş Günü - Robin Parrish

Bu gezegendeki herkes ortadan kayboldu.

Komutan Christopher Burke ve mürettebatı insanlığın en büyük kâşifleriydi. Kırmızı gezegen Mars'ta görevlerini başarıyla tamamlamışlardı ve tek istekleri evlerine geri dönmekti; arkadaşlarını, ailelerini ve sevdiklerini görmek için... Evde olmak için... Ama zemin kontrolüyle iletişimlerinin kesilmesi ve karaya çok tehlikeli bir şekilde inmeleri bile, mürettebatın Dünyaya tekrar ayak bastıklarında karşılaştıkları şeye kendilerini hazırlamalarını sağlayamamıştı.

***
İlk defa bir kitabını okuduğum Robin Parrish, ilgi çekici bir konuya el atmış. Kitabın tanıtım yazısını okuduğumda, bana popüler bir bilim-kurgu filminin senaryosu gibi geldiğini söylemeliyim.
Çeviriden midir, yoksa Parrish'in kendi hatası mıdır bilemeyeceğim ama, kitabı okumayı zorlaştıran bir kaç nokta vardı. Karakterlerin isimlerini algılamakta ve onları ayırt etmekte bir süre zorlandım. Karakterler için kullanılan isimler sürekli değişiyor; bir ön isim, bir lakap, bir soyisim... Romanda bilim-kurgu öğeleri her ne kadar fikir olarak önemli bir yer tutsa da, karakterlerimizi ağırlıklı olarak aksiyon sahneleri içinde buluyoruz. Aksiyon sahnelerinde, ne olup bittiğini takip etmek ve gözümde canlandırmak pek kolay olmadı.

Öte yandan, romanda merak duygusunu sürekli körükleme, ve akıcılığı sürdürme konusunda bir problem yok. Yukarıda bahsettiğim sorunlara rağmen, kitabın sonunu getirmekte zorlanmadım. Özellikle kahramanlarımızın arayışlarının nerede sonlanacağını, merak edip durdum.

Robin Parrish, teşekkür yazısında ilk sırayı Tanrı'ya vermiş. Genelde Tanrı tanımazlığın yaygın olduğu bilim-kurgu yazarları arasında, inancı oldukça güçlü bir yazara denk gelmek sürpriz oldu. Roman içinde de bu inanç, zaman zaman kendini belli ediyor.

***

"Hayat bir şiirdir." ... "Durmak. İzlemek. Dinlemek. Şiir her yerde ve her şeyde vardır. Ve şiirle ilgili tek şey nedir? Şiir kendini yazamaz."

---
Orijinal adı: Off World
Çevirmen: Merve Öztürk

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder